Hamilelik
Amerikan Hastanesi’nden Uzman Psikolog Aslı Akkan, “Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeki gebeliği erken evlilik ve modern topluma göre iki ayrı grupta incelendiklerini” belirtiyor.
1 – Erken Evlilik
Türkiye’de ergen hamileliğinin en temel nedeni kültürel olarak erken yaşta yapılan evliliklerdir. Yapılan araştırmalar ülkemizde özellikle Doğu Anadolu bölgesinde her 10 kadından en az birinin 15 yaşından önce evlenmiş (evlendirilmiş) olduğunu göstermektedir. Aynı kültürel yapı sonucunda da bu gençler doğum kontrol methodlarını bilmemekte hatta gebe kalmaya teşvik edilmekte ve erken yaşta gebe kalmaktadırlar.
2 – “Modern” Toplum
Her ne kadar batı ülkelerinde olduğu kadar sık olmasa da ülkemizde özellikle büyük şehirlerde evlilik dışı gebe kalımlar vardır ve sayıları her geçen gün artmaktadır. Kentleşme ve gelişmeye bağlı olarak evlilik yaşının ilerlemesi ve gençlerin evlilik öncesi (gençlik/ergenlik dönemlerinde) cinsel yaşam ve tutumlarının eskiye oranla farklılık göstermesine bağlı olabilir.
Sebebi her ne olursa olsun ergen gebeliğinin birçok fizyolojik riskleri olabileceği gibi önemli psikolojik sıkıntılara da sebep olması mümkündür. Böyle bir durumda yaşanılabilecek ilk sıkıntı gebeliğin devam ettirilip ettirilmemesi ile ilgilidir. Evlilik dışı gebe kalımların büyük kısmı sonlandırılmaktadır. Ancak işlem sonrası genç kız yeterli sosyal ve psikolojik desteğe sahip değil ise ciddi bir travmaya maruz kalmaktadır. Hele bu durumu ailesi ve/veya yakınlarıyla paylaşma olanağı olmayan bir genç bu travmayı daha da şiddetli yaşayacaktır. İstediğinde tekrar gebe kalıp kalamayacağı ile ilgili sıkıntılar, gebelik sonlandırma ile ilgili suçluluk, aile/çevreye yalan söylemek/saklamakla ilgili suçluluk ve tüm bunların stresör olarak baskı yapmasıyla partneriyle yaşanabilecek ilişki problemleri bu tip travmaların en majör sebepleridir.
Gerek evli olunması ve zaten teşvik edilmesine bağlı olarak gerekse bir şekilde gebeliğin öğrenilmesinden sonra ailelerin onayı (reşit olmama nedeniyle) ile apar topar evlenilip sürdürülmesine karar verilen ergen gebeliklerinin de açabileceği psikolojik sıkıntılar vardır. Ergen zaten içinde bulunduğu yaş dönemi itibariyle birçok hormonal ve psikolojik değişimi bir arada yaşamaktadır. Daha kendini tanımaz, kendi kimliğiyle ilgili bocalamalar yaşarken ebeveyn kimliğini alacak olması başlı başına bir stresördür. Bu duruma bağlı olarak anne adayının ciddi duygulanım problemleri yaşaması, travmatize olması ve bu durumun eşlerin ilişkilerine yansıması çok olasıdır. Ayrıca yetişkin olmayan bir ebeveyn tarafından Dünya’ya getirilip büyütülecek olan çocuğun da psikolojik sağlığının boyutlarından süphe edilmelidir.
Şekli, sebebi veya sonucu ne olursa olsun ergen hamileliğinin oluşturabileceği psikolojik travmayla başaçıkmanın en etkin şekli bunun engellenmesi için baştan önlemlerin alınmasıdır. Gebe kalınması halinde ise kararı ne olursa olsun gerekli psikososyal desteğin sağlanmasına çalışılmalıdır.
Hamilelik
9 ay boyunca anne adaylarının daha kontrollü bir yaşam geçirmeleri öneriliyor. Ancak her şey sağlıklı bir doğumla bitmiyor, bebeklerini kucaklarına alan yeni anneleri daha dikkatli bir hayat bekliyor.
Hamile kalmayı planlayan bir kadın kaç ay öncesinden hamileliğe hazırlanmalıdır?
Acıbadem Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr.Tufan Bilgin: Hamile kalmayı planlayan bir kadın mevsimi düşünmeli, ne zaman gebe kalmayı, ne zaman doğum yapmayı planlıyor bunları gözden geçirmelidir. Gebelikten üç ay öncesinden itibaren bir jinekologla temas kurmalı ve gebelik öncesi dönemden taşınan süreklilik arz eden bazı hastalıkları olup, olmadığı ya da gebelikte kendisini ya da bebeği olumsuz etkileyebilecek bazı hastalıkları geçirip geçirmediği konusunda bir doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir. Çiftler arasında kan uyuşmazlığı varsa mutlaka değerlendirilmeli ve gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.
Hamilelik öncesinde yapılması gereken tarama testleri var mıdır?
Prof. Dr.Tufan Bilgin: Öncelikle kadın organlarının gözden geçirilmesinde yarar vardır. Pap Smear her kadına kanser tarama testi olarak önerdiğimiz bir testtir. Gebelik öncesinde bu test yapılmalıdır. Kızamıkçık, toksoplazma gibi bazı enfeksiyonları geçirip, geçirmediği değerlendirilmelidir. Toksoplazma enfeksiyonları enfekte hayvan dışkısıyla kirlenmiş gıdanın insan vücuduna ağız yoluyla alınmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Ayrıca bazı hormonal fonksiyonları, özellikle tiroid fonksiyonunu da taramaktayız. Şeker ölçümleri, üre gibi böbrek fonksiyonlarını ilgilendiren bazı kan testleri yapılmasında yarar vardır. Kan grubu tayini, kan uyuşmazlığı tayini gebelik öncesinde başvurduğumuz yöntemlerdir.
Hamilelik öncesinde alınması gereken vitaminler var mıdır?
Prof. Dr. Bilgin: Birtakım beslenme değişikliklerine başvurmak gerekir. Aşırı kilo varsa kilo verilmeli ve birtakım önlemler alınmalıdır. Gebe kalmadan önce folik asit kullanılmalıdır. Gebeliğin ilk üç ayında da folik asit kullanılmasını istiyoruz. Bazı çalışmalarda folik asit eksikliği bulunan annelerin bebeklerinin, beyin ve omuriliklerinde yapısal bazı anormallikler olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalar folik asit almayan kadınların hepsinde aynı sonuç görülür anlamına gelmiyor, fakat ihtimal artmaktadır. Bu nedenle B grubu vitaminlerinden olan folik asidi gebelik öncesinden başlayıp, üç ayın sonuna kadar kullanmak gerekiyor.
Riskli hamileler hastane seçiminde nelere dikkat etmelidir?
Prof. Dr. Bilgin: İlk olarak hekimiyle iyi bir diyalog içinde olması gerekmektedir. Gerektiğinde irtibat kuracak bir hekim seçmelidir. Hekimin önemi yanında ekibin de önemi vardır. Doğum yapacağı hastanenin teknolojik yapısı hemen her türlü imkânı sağlayabilecek durumda olmalıdır. Yoğun bakımdan görüntüleme yöntemlerine, çok branşlı hekimlerin tecrübesinden ameliyathane şartlarına kadar her şey göz önünde bulundurulmalıdır.
Doktor seçiminde önemli olan kriterler nelerdir?
Prof. Dr. Bilgin: Önemli olan hasta ile hekim arasında sıcak bir diyalogun kurulmasıdır. Gebelik dokuz aylık bir süreçtir ve bu süreçte diyalog kurulur. Hekim ile hasta arasında iyi bir diyalog kurulduğu takdirde hasta kendini daha güvende hisseder.
Doğum şekli nasıl seçilmelidir?
Prof. Dr. Bilgin: Doğum şekli seçilirken hastaya ve hastalığına göre karar verilmelidir. Fakat herhangi bir engel yoksa neden normal doğum olmasın? Hastaların önemli bir kısmı normal doğumdan korkarlar; çünkü ağrı vardır. Doğum eylemi sırasında çekeceği ağrıların çok zor bir ağrı olduğu kulaktan kulağa yayılmıştır. Fakat günümüzde epidural anestezi oldukça yaygın bir şekilde uygulanmakta ve hastalar yüzleri gülerek doğum yapabilmektedirler. Önemli olan ağrı hissinin ortadan kaldırılmasıdır.
Gebelik süresince egzersiz yapılmalı mıdır?
Prof. Dr. Bilgin: Gebelik süresince birtakım egzersizler, yürüyüşler, nefes alma egzersizleri verilmektedir. Bazı programlar dahilinde bunlar hastaya öğretilmektedir. Bunlar normal doğumun daha kolay yapılmasını sağlar. Özellikle bebeğin dışarı itilmesinde derin nefes alma egzersizlerinin yararı vardır. Bu daha kolay doğum yapılmasını sağlayacak faktörlerdendir.
Hamileler havuza ya da denize girilebilir mi?
Prof. Dr. Bilgin: Gebe kadının metabolizmasındaki hızlanma nedeniyle genellikle sıcağa karşı son aylarda bir tahammülsüzlük olmaktadır. Ancak yaz aylarında giysiler daha hafifleşir, yürüyüş yapma imkânları olabilmektedir. Yedinci aya kadar denize girebilirler. Havuzdan birtakım enfeksiyonlar kapabilirler. Ama bu gebe olmayanlarla olanlar arasında çok fazla fark oluşturmuyor.
Hamilelik sırasında jinekolojik muayenenin alttan olması bebeğe zarar verir mi?
Acıbadem Kocaeli Hastanesi Konsültan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Nilgün Öztürk: Hastalar ilk muayenede bebeğe bir şey olacağı korkusuyla alttan muayene olmak istemezler. 12. haftaya kadar bizim muayenemiz alttan oluyor. İlk muayenede gebeyi alttan muayene ile değerlendirmek istiyoruz; çünkü rahim ağzında bir yetmezlik, bir gevşeklik var mı, akıntı ya da yara var mı bunlara bakmak istiyoruz. Bu muayenenin bebek açısından hiçbir sakıncası yoktur. Spekulum dediğimiz bir aletle rahim ağzına bakıyoruz, ve Pap smear (rahim ağzından kanser tarama sürüntüsü) alıyoruz. 12. haftadan sonra, bazı özel durumlar hariç, zaten karından ultrason yapıyoruz. Gebeliğin erken dönmelerinde alttan muayenedeki ultrason (transvajinal ultrason) bebeğin detaylarını çok daha iyi verir.
Gebelik başladıktan sonra folik asit dışında alınması gereken vitaminler var mı?
Uzm. Dr. Nilgün Öztürk: Gebelik başladıktan sonra kan sayımında bir problem yoksa kalsiyum ve demir desteğini veriyoruz. Hastalar çok iyi bir şekilde kalsiyum alıyorsa da biz yine de destek veriyoruz. Çünkü gebelik döneminde kalsiyum ihtiyacı artıyor. Bebeğin ileriki hayatında osteoporozunun olmaması bile annenin gebelik döneminde aldığı kalsiyumla alakalıdır. Gebelik döneminde anne eğer iyi beslendiyse çocuk hayata daha sağlam olarak başlıyor.
Hamilelik boyunca hangi zamanda, hangi testleri yaptırmak gerekiyor?
Uzm. Dr. Öztürk: Gebe kaldıktan sonra gebelik öncesi tahlillerini yaptırmadıysa bu tahlilleri yapıyoruz. 12. gebelik haftasından önce mutlaka doktora gelip, bu tahlillerin yaptırılması, bebeğin ultrasonda görülmesi, kalp atışının görülmesi, yumurtalıklarının değerlendirilmesi gerekiyor. Bir sonraki kontrol muayenesi 11 buçuk ile 14. hafta arasında oluyor ve ikili testi yapıyoruz. Down sendromu denilen ve halk arasında mongol çocuk olarak bilinen durumun erken tarama testidir. Bebeğin ense kalınlığına bakıyoruz, ensenin belirli bir sınırın üzerinde olması bazı hastalıkların habercisi olabiliyor. Aynı gün bebeğin ultrasonunu yapıyoruz ve anneden kan alıyoruz. Kan değerini, bebeğin ense kalınlığına göre karşılaştırıyoruz ve mongol çocuk dediğimiz hastalığın taramasını yapıyoruz. İkili test normal çıktığında 16 – 18. hafta arasında üçüncü kontrol oluyor. İkili test yapıldıysa üçlü teste genelde gerek olmuyor. 16.-18. haftalar arasında alfa-feto protein dediğimiz kandaki değere bakmak için hastanın gelmesini istiyoruz ve aynı gün yine ultrasonu tekrarlıyoruz. Bu testi “Nöral Tüp Defekti” dediğimiz hastalığı saptayabilmek için yapıyoruz. 18 – 22. haftasında ikinci düzey tarama, anomali tarama ultrasonu dediğimiz detaylı ultrason için çağırıyoruz. Bebeğin tüm uzuvlarını, organlarını, kan akımları ve kalpteki oluşumlarını gösterecek olan bir ultrasondur. Daha sonra hastayı aylık aralarla çağırmaya başlıyoruz. Hastanın bu 2. düzey ultrasondan sonraki kontrolü 24. hafta 28. haftadır, bu vizitte bazı kan tahlillerini (kan sayımı, karaciğer böbrek fonksiyon testleri) tekrarlıyoruz, idrar tahlili istiyoruz ve gizli şeker taraması yapıyoruz. Eğer ailede şeker hastalığı varsa gebeliğin şeker taramasını bu döneme bırakmayıp ilk ziyarette de yapabiliyoruz. 34. haftadan sonra ziyaretler üç hafta ya da iki haftaya iniyor. Fetus 37-40 hafta arasına geldiğinde gebeyi bir hafta ile 10 gün arasında görmeye başlıyoruz. Tabi ki her problemde örneğin kanama oldu, genital bir akıntı oldu, idrarda yanması, ateşi oldu ya da erken doğum sancısı gibi belinden kasıklara doğru giden bir ağrı olduğunda hemen doktoruna başvurması gerekiyor.
Doğum için hazırlanacak olan çantanın içinde neler olmalıdır?
Uzm. Dr. Öztürk: Bir ay öncesinden çanta hazırlanmasında fayda vardır; çünkü o panik halinde bazı şeyler unutulabilir. Doktorun numarasını, ambulansın numarası, araba yoksa taksinin numarasını bir yere yazmaları gerekiyor. Çantaya emzirmeye uygun gecelik veya pijama, sabahlık, kısa pamuklu veya yünlü çorap, atlet, pamuklu, ağı ve kenarı geniş külot, pamuklu lohusa sutyeni, hijyenik ped, göğüs pedleri mutlaka koyulmalıdır. Eğer gerekliyse meme emzirme aparatı konulabilir. Bebek için pamuklu zıbın, patiksiz alt pijama, patiksiz tulum, pamuklu başlık, pamuklu çorap, pamuklu ağır olmayan bir battaniye, bebek mendili, yelek veya hırka koyulmalıdır.
Doktora gitmelerini gerektiren acil durumlar nelerdir?
Uzm. Dr. Öztürk: Kırmızı renkli bir vajinal kanama olduğunda geç kalmadan hemen doktora başvurulmalıdır, bu beklemediğimiz bir şeydir. Gebenin sancıları doğum zamanı henüz gelmemesine rağmen başladı ise veya karnı gevşemiyor ve kasılıyor ise, ya da bebeğin hareketlerini o gün içerisinde hiç hissetmedi ise; gebenin hemen doktora başvurması gerekir.
Doğum yaptıktan sonra dikkat edilmesi gereken öncelikli şeyler nelerdir?
Acıbadem Kadıköy Hastanesi Yenidoğan Uzmanı Dr. Afssane Nikain: Herşeyden önce doğum yapan bir kadının beslenmesine dikkat etmesi gerekir. Aşırıya kaçmadan yemeli, bol sıvı tüketmelidir. Düzenli olarak vitaminlerini alması, yeteri kadar dinlenmesi gerekir.
Doğumdan sonraki ilk günlerde ne tür sorunlar görülebiliyor?
Uzm. Dr. Afssane Nikain: İlk bir hafta ile on günde en çok emzirme sorunları görülebiliyor. Sarılık sorunu olabiliyor. Bunların yakın takibi gerekir. Bunun dışında beslenme, bebek bakımı gibi konularda annelere eğitim veriyoruz.
Bebek doğduğunda yenidoğan ünitesinde ilk olarak neler yapılıyor?
Uzm. Dr. Nikain: Yenidoğanda bebek, ilk doğduğunda bebek odasına alınıyor; fakat bebek tam yıkanmıyor, sadece üzerindeki kanlı madde siliniyor. Çünkü bebeğin üzerindeki yağlı tabaka onu koruyucu özelliği olan bir maddedir. Kuruladıktan sonra Hepatit B aşısı ve K vitamini iğnesi yapılıyor ve sonrasında bebek anneye götürülüyor. Ondan sonra bebek hep anne yanında kalıyor. Sadece bazı bakımları, banyo ve bazı uygulamalar için bebeği alıyoruz. Bu dönemde bir sıkıntı oluşursa bebeği yenidoğan yoğun bakım bölümüne alıp gerekli girişimleri yapıyoruz.
Bebeğin yenidoğanda ne kadar kalması gerekiyor?
Uzm. Dr. Nikain: Normal doğum yapan bir anne 24, sezaryen yapan bir anne ise 48 saat sonra hastanemizden taburcu edilebiliyor. Fakat biz bebeğin 48 saat hastanede kalmasını isteriz. Çünkü ilk 48 saat çok önemlidir ve tarama testlerini de bu 48 saatten sonra almak isteriz. Bu yüzden daha uzun süre kalmalarını isteriz.
Anneye taburcu olurken neler öneriyorsunuz?
Uzm. Dr. Nikain: Taburcu olurken temizliğini, yara bakımını yapmasını ve dinlenmesini öneriyoruz. Bol su içmesi gerekiyor, bazı ağrı kesicileri doktorunun tavsiyesiyle kullanabilir. Bebek adına önerdiğimiz şey ise emzirmedir; eğer beslenmede sorun varsa mutlaka hekime başvurmalıdırlar. Sarılığa dikkat etmeliler. İlk haftada mutlaka kontrole gelmelidirler. Tarama testlerinin sonuçlarını öğrenmelerini tavsiye ediyoruz. Çoğu bebek normal doğar, ancak en hassas dönemleri ilk bir ay olduğundan en ufak bir sorunda hastaneye başvurmak gerekir. Çok endişe verici bir dönem olmamalıdır. Fakat bir çok hastalık da ilk 15 günde kendini gösterir. Bu nedenle mutlaka kontrollere önem vermek lazım.
Annenin bebekteki hangi değişiklikleri dikkate alması gerekir?
Uzm. Dr. Nikain: Uyku düzeni çok önemlidir. Aşırı ya da az uyuması konusunda dikkatli davranılmalıdır. Alt temizliği, kaç kere dışkı yaptı, kaç kere idrar çıkışı oldu bunlar çok önemlidir. Kusma olup olmadığı ve bebeğin cilt rengi mutlaka kontrol edilmelidir.
Ev bakımında oda sıcaklığı kaç derecede olmalıdır?
Uzm. Dr. Nikain: Ev bakımında oda sıcaklığının 22-25 derece arasında olması gerekiyor. Bebek yıkanırken sıcaklığı 26 dereceye kadar tutabilirsiniz. Fakat aşırı sıcak ya da soğuk zararlıdır. Hiçbir zaman çok kalabalık ortam olmamalıdır. Odanın çok iyi havalandırılması gerekir.
Bebek bakımında en önemli şeyler nelerdir?
Uzm. Dr. Nikain: Bebeğin günlük göz bakımı, ağız bakımı ve burun bakımının yapılması gerekiyor. Beslenmeden önce ağız bakımını tercih ediyoruz; böylece bebeğin kusma ihtimali daha az oluyor. Alt bakımında mutlaka su kullanılmalıdır; hazır temizleme bezlerinden kullanılmamalıdır. Bebek her öğün en az 20 dakika emzirilmelidir. Emzirdikten sonra mutlaka gazını çıkartmak gerekiyor. Gaz çıkartma sırasında ufak kusmalar olabilir fakat bunlar önemsizdir.
Bebeği nasıl bir pozisyonda uyutmak gerekir?
Uzm. Dr. Nikain: Bebeği uyuturken son zamanlardaki görüş bebeğin sırt üstü yatırılması ya da biraz yan yatırılmasıdır. Kusma eğiliminde olan bebeklerin ise başının biraz yükseltilerek yatırılması gerekiyor.
Banyo ne zaman ve nasıl yaptırılmalıdır?
Uzm. Dr. Nikain: Her gün banyo yaptırılmasını istiyoruz ama göbek düşene kadar küvet banyosunu önermiyoruz. Daha çok üzerinden su dökülen ya da silme banyosu dediğimiz ılık su ve şampuanla silerek temizlenmesini öneriyoruz. Göbeği düştükten sonra ise bebek tek elle tutulur ve sırtından suyu dökerek çok hızlı bir şekilde yıkama gerçekleşebilir. Banyodan sonra gerekli her şeyi örneğin bebeğin havlusunu, giydireceklerini daha önceden hazırlanması yıkama işini çabuklaştırır. Böylece çocuk çok fazla çıplak kalmaz.
Bebeğin beslenmesi nasıl olmalıdır?
Uzm. Dr. Nikain: Yenidoğanda doğru beslenme çok önemlidir. Beslenme günde sekiz defa olmalıdır; fakat çocuk bazen daha fazla isteyebiliyor. O zaman daha sık olabilir; fakat daha az olmamalıdır. Bunun düzene girmesi birkaç gün alabilir. O dönemde anneye çok destek olmak lazım.
Hamilelikte beslenme nasıl olmalıdır?
Uzm. Dr. Nilgün Öztürk: Normal kiloyla başlamışsa 8-12 kg. arası idealidir. Gebelik öncesinde eğer çok zayıfsa biraz daha fazlaya izin verebiliyoruz. Eğer hasta çok kiloluysa daha doğru besinleri seçmesini, şeker tahlillerini iyi yaptırmasını, diyet uzmanıyla görüşmesini sağlayarak 12 değil de 8 kilo sınırında olmasını sağlıyoruz. Gebe diye hasta asıl yediğinden fazlasını yememelidir. Hamur işi ya da şekerli şeylerin bebeğe hiçbir faydası yoktur. Her gün 1 ya da 2 bardak süt ve 1 kâse yoğurt ve normalde yediği şeylerin aynısını yemelidir. Yumurtanın proteini bebeğe direkt geçen proteindir; bu nedenle çok faydalıdır. Eğer yiyebiliyorsa 2 günde bir yemelidir. Kabızlık oluşmaması için sebze ve lifli besine ağırlık vermek gerekir. Karbonhidrata çok fazla yönelmemeli. Et, tavuk ve yumurta mutlaka yenilmelidir.
Bebek Sağlığı
Yeni doğan bebeklerde hangi göz problemleri ile karşılaşıyorsunuz?
Yeni doğan bebekler göz bozuklukları ile de doğabilirler. Halk arasında bebeklerde göz bozukluğu olmayacağı veya bebeklerin gözlük takamayacağı gibi bir inanış vardır. Bu doğru değildir, çünkü erken dönemde bir gözü veya her iki gözü ileri derecede bozuk olan bebekte görme yetisi iyi gelişemez bir veya iki gözde görme tembelliği oluşur. Kırma kusuru olan yani halk tabiri ile bozuk olan gözde oluşan bulanık görüntü nedeniyle çocuk beyni doğru ve net görmeyi öğrenemez. Görme gelişimi bittiğinde fark edilen görme azlığı tedavi edilemeyebilir. Bu nedenle erken dönemde gözlük gerekebilir.
Yine erken dönemde bebeklerde anahtar deliği şeklinde göz bebeği, normalden daha küçük gelişmesini tamamlamamış göz küresi, göz kapaklarında gelişimsel kusurlar olabilir bunların geç teşhisi istenmeyen sonuçlar doğurabilir.
Yeni doğan bebeklerde göz muayenesinin önemi nedir?
Yeni doğan bebeklerde göz muayenesi önem taşımaktadır. Çocuklar ailelerin genetik yapılarını taşırlar. Ailede genlerle taşınabilen veya ailelerde hiç bilinmese de çocuklarda başlayabilen doğumsal glokom (göz tansiyonu), katarakt gibi hastalıklar erken tanı konduğunda tedavi edilebilen hastalıklardır. Oysa aynı göz problemleri geç tanındığında geri dönülmez göz hasarına neden olmakta, hatta körlükle sonuçlanabilmektedir. Bu tanılar genellikle görme kaybı oluşumunu engellemek için acil ameliyat gerektirirler. Bu yaşta çocuk ameliyat olmaz diye beklemek çok sakıncalıdır.
Aileler çocuklarını gözlemlerken nelere dikkat etmelidir?
Çocukta göz bozukluğu varsa genellikle ailenin dikkatini çekmez. Çocuk yıllar içinde kendi evinde çok rahat hareket eder ancak yabancı ortamlarda iyi göremediği için etrafla ilgisi az olur. Aile bunu çekingenlik olarak yorumlar. Tedavi gecikir. Bir ipucu da çocuğun televizyona ilgi göstermemesidir. Çok renkli olan televizyona ilgi göstermeyen çocuk ailenin dikkatini çekmelidir. Böyle durumlarda ilesi tarafından hekime geç götürülen çocukta görme kaybı kalıcı olur ve yapılan tedaviye cevap alınamayabilir. Erken bebeklik döneminde kapama yöntemi ile çok kısa dönemde tedaviye yanıt alınırken geç tanı konmuş çocuklarda kapama tedavisi uzun süre gerektirir. Çocuk büyümüş olduğu için sıklıkla okul dönemine dek uzanan bunun sonucunda sosyal problem oluşturan kapama tedavisini uygulamak çok zorluk taşımaktadır.
Erken doğmuş bebeklerde göz sorunları daha mı fazla olur?
Günümüzün önemli sorunlarından biri günümüzde erken doğan prematüre bebeklerin göz sorunlarıdır. Ülkemizde son yıllarda çok küçük bebekler yaşatılabilmektedir. Ancak bu küçük doğmuş bebeklerde körlüğe kadar gidebilen prematüre retinopatisi olarak bilinen hastalığın yanı sıra şaşılık, miyopi, hipermetropi, astigmat, göz tembelliği vb pek çok diğer sorun da söz konusudur. Dolayısı ile prematüre bebeklerin ilk dört hafta sonunda takiplerinin başlaması ve periyodik bir şekilde okul çağına kadar takibi gereklidir.
Anne babalar hangi durumda çocuğunu göz hekimine götürmelidir?
Gözlerinde sulanma olan, ışıktan rahatsız olan, çevreye ilgisi az olan, seslenince bakan ama yakınına gelmedikçe gülümsemeyen, gözleri arasında farklılık dikkati çeken, göz bebeklerinde matlık veya beyazlık olan, ailede olmamasına rağmen iri gözleri olan şaşılık olan bebekler acilen bir göz hekimine gösterilmelidir. Biz göz hekimleri olarak bebeklerin doğduktan sonraki ilk üç ayda mutlaka bir göz muayenesinden geçmesini öneriyoruz.
Bebek Bakımı
Üç aylık bebeğiniz geceleri devamlı olarak uyanıyor ve siz ne istediğini tam olarak anlayamıyorsunuz.. Onu kucağınıza alıp süt şişesini veriyorsunuz ama gerçekten bu durumu düzeltmek için ne yapacağınızı bilemiyorsunuz ve çaresizsiniz.
Bebeklerin gece uykuları yetişkinlerden daha hafif ve kısa süreli olabilirken, bebeğinizin en az sizin kadar uykuya ihtiyacı olduğunu unutmayınız. Bebeğiniz bir neden olmaksızın sık sık uyanmaz. Aşağıdaki şu olasılıkları değerlendiriniz:
Gece süresince ayrı olma endişesi: Bebeğiniz size yakın uyumak istiyor olabilir. Evdeki herkes iyi bir uyku düzenine kavuşana kadar farklı bir uyku düzeni oluşturunuz. Bebeğiniz yatağınızda size sokularak kendini güvende hissettiği en iyi biçimde uyuyabilir ya da yatağınızın yanına yerleştirdiğiniz beşik ya da karyolasında rahatça uyuyabilir. Bebeğiniz yanınızdaki odada uyumaya alışmış dahi olsa, bunu daha iyi düzenleyebileceğiniz bir deneme süreci geçirebilirsiniz. Bebeklerin gece süresindeki gereksinmeleri yeni yaş dönemlerine girmeleriyle değişiklik gösterir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi yeni bir uyuma düzeni eskiden geçerli olsa da günümüzde çok fazla uygulanması uygun görülmüyor. Eğer ki bebeğinizin yatağınızda ya da yatağınızın yakınındaki bir karyolada aynı odada uyumasından rahatsız oluyorsanız, bebeğiniz büyümeye başladıkça ve daha derin uykuya dalıp uykusu düzene girdikçe onu yanınızdan yavaş yavaş uzaklaştırabilirsiniz.
Gastroesophageal Reflux: GER gece uyanmalarının en çok görülen ve gizli tıbbi nedenidir. Bebek GER ile düz yüzeye yattığında, mide asitleri yemek borusuna doğru akar ve kusma isteği verir ve neticede yetişkinlerin mide ekşimesi dedikleri bir ağrıya neden olur. Aşağıdakiler GER’ i olan bebekteki bulgulardır.
-
Gün boyunca sıkça kusmak
-
Sadece huzursuz olmaktan daha önemli bir işaret olan ağrıyla patlak veren ağlama sonucunda uyanmak
-
Gün içerisinde sık sık gerçekleşen karınla ilgili kolik nöbetlerine bağlı ağrı
-
Bebeğin yiyecekleri boğazına doğru geri akmasındaki çıkardığı gırtlak sesleri
-
Beslemeden hemen sonra kalınbağırsakta ya da karın boşluğunda duyulan sancı (kolik) GER tıbbi tedaviyle başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir, bu nedenle böyle bir olasılık için çocuk doktorunuzla konuyu tartışınız.
Besin formülü alerjisi: Eğer bebeğiniz yemeklerden sonra özellikle mızmız ve huysuz ise, besinden alerji kapıyor olabilir ya da eğer ki emziriyorsanız bebeğiniz ana diyetindeki süte karşı alerjik reaksiyon gösteriyor olabilir (süt ve bunun gibi ürünler en çok görülen sorun yaratıclardır. ) Diğer bulgular; yanaklarında kırmızı isilik, makatlarında ortaya çıkan kırmızılık gibi unsurlar içermektedir. Eğer bebeğinizin uykusuz gecelerinin altında yatan faktörün yiyecek alerjisi olduğundan şüpheleniyorsanız, besin düzenini değiştirin ya da doktorunuzun ya da beslenme uzmanınızın tavsiyesiyle sorunlu yiyecekleri bebeğinizin diyetinden çıkarın.
Hava alerjisi: Bebeğinizin uyuduğu ortamdaki herhangi birşeye olan alerjisi burnunun tıkanmasına ve kulak zarının arkasında akışkan bir sıvının oluşmasına neden olabilir. Eğer bebeğiniz düzenli olarak tıkalı bir burunla uyanıyorsa, bebeğinizin uyuduğu ortam için mümkün olduğu kadar toza dayanıklı bir ortam yaratın. Doldurulmuş hayvanlar ve tüylü oyuncaklar çok bilinen toz toplayıcılar ve toz alerjisinin kaynaklarıdır. Bu tür oyuncaklar da düzenli olarak temizlenmeli ya da ortadan kaldırılmalıdır.
Ağlamak bir iletişimdir.
En iyi arkadaşlarınız ya da yakınlarınız size bebeğinizi bağırmaya terketmenizi söyleyebilirler. Bunu asla yapmayınız. Bebeğinizin gece uyanmasına neden olabilecek olasılıkları aramaya devam ediniz. En sonunda hepinizin iyi bir şekilde uyumasını sağlayacak doğru düzenlemeyi, dieti, uyuma pozisyonunu ve ortamı bulacaksınız.
Bebek Gelişimi
Dinlendirici uyku, bebeklerin büyümesi ve gelişimi için çok önemlidir. Bebek uyurken, sağlıklı gelişimine katkıda bulunan çeşitli fiziksel ve zihinsel süreçler yaşanmaktadır.
Uykunun Önemi
• Bebekler ilk birkaç aylarında yetişkinlerin iki katı kadar uyur ve hayatlarının diğer dönemlerine göre çok daha hızlı büyür.
• Uyku, beyne çeşitli bağlar kurmak için önemli fırsatlar vererek bebeklerin yürüyen, konuşan, düşünen insanlara dönüşmesine yardımcı olur.
• Bebeğin beyni, bir yaşına kadar yetişkin insan beyninin %75’i büyüklüğüne ulaşır. Bu dönem, insan hayatında beyin gelişimi için çok önemlidir. Bu sürenin yarısı uyuyarak geçtiği için, uykunun beyin gelişimindeki önemi de ortadadır.
• Yeni doğmuş bebekler günde 16 ila 18 saat uyuyarak, uyanık oldukları saatlerde maruz kaldıkları sayısız yeniliği daha iyi kavrar ve sindirir.
• İlk altı ayda uyku, dışardan gelen uyarıların alınmasını durdurarak beynin aşırı yüklenmemesini sağlar.
• Uzmanlar, uykusuzluğun bağışıklık sistemini zayıflatarak bebekleri hastalanmaya daha yatkın kılabileceğine inanmaktadır.
Uyku Saati Alışkanlıkları
Bebekler hayatlarında kurgu ve düzen olmasından hoşlanırlar; çünkü böyle kendilerini daha güvende hissederler. Belirli bir uyku düzenini her gün uygularsanız, bebek kısa zamanda uyku saatinin geldiğini kavrar ve uyumaya hazırlanır.
Bebeğin düzene alışması için uyku saati hazırlıklarına her gün aynı saatte başlayın.Ilık bir banyo bebeğinizin uykuya dalması için çok yararlı olacaktır.
• Banyo suyunun sıcaklığını önce dirseğinizle kontrol edin.
• Bebeğinizi yumuşak hareketlerle yıkayın. Ilık suya girmek dinlendirici bir olaydır ve bebeği uykuya hazırlar.
• Bebeğinizi her gün yıkamanız gerekmiyorsa, onun ellerini, yüzünü ve altını temizleyerek rahatlamasını sağlayabilirsiniz.
• Bebeğinizi kuruladıktan sonra bir bebek bezini bağlayın ve pijamalarını giydirin.
• Akşam uyumadan mamasını verin. Tok karnına yatması, acıkarak hemen uyanmasını engelleyecektir.
• Bebeğinizi sırtüstü yatırın ve ışıkları kapatın. Böylece dikkati dağılmayacak ve uyku saatinin geldiğini anlaması kolaylaşacaktır.
Uyku düzeni sorunlarının aşılması
Uyku düzeni, kurulması kolay görünse de birçok aile için sorun çıkaran bir alışkanlıktır. Aşağıdaki öneriler size yardımcı olacaktır:
Uyku saatinde rahat ve sessiz bir ortam yaratın ve aynı düzeni her gün uygulayın. • Hafta sonlarında ve tatilde de aynı düzeni uygulamaya çalışın.
• Uyku saatinden hemen önce heyecanlandırıcı oyunlardan kaçınarak bebeğin sakinleşmesine yardımcı olun.
• Bebeğiniz ağlarsa hemen yanına gitmeyin. Kendi kendine uykuya dalmasına izin verin. Ağlaması birkaç dakikadan fazla sürerse yanına gidin.
• Onu yatağından kaldırmadan rahatlatmaya çalışın. Yumuşak bir sesle konuşun, rahatlaması için yüzünü, kollarını veya başını okşayın.
Prima Enstitüsü doktorlarının çalışmalarından derlenmiştir.
Prima Enstitüsü, sağlıklı bebek gelişimiyle ilgili değerli bilgileri anne-babalarla paylaşıyor. Bebeğinizin gelişimi ve anne-bebek sağlığı konusunda sorularınız ve daha fazlası için www.prima.com.tr adresinden Prima Enstitüsü uzmanlarına ulaşabilirsiniz.
Prima’dan İpucu:
Uyku, bebeğinizin fiziksel olarak dinlendiği; öte yandan, beyninin bazı bölgelerinin gündüzden de daha aktif çalıştığı bir dönemdir. Zihinsel gelişim dikkate alındığında, beynin normal gelişimi 0-3 yaş arasında önemli ölçüde tamamlanır.
Uyku esnasında bebeğiniz çeşitli zihinsel süreçlerden geçer; bebeğinizin merkezi sinir sistemi gelişir ve beyin hücreleri arasında yeni bağlar oluşur. Yeni görüntülere, kokulara, seslere ve deneyimlere tamamen açık olan bebeklerin, bu deneyimleri beyinlerinde işleyebilmeleri için deliksiz ve kaliteli bir uyku uyumaları gereklidir.
Sadece Prima’da bulunan Ekstra Uyku Tabakası’nın üst katmanı sıvıyı hızla emerek alt katmana geçirir. Alt katman ise sıvıyı beze homojen bir şekilde dağıtarak bezin sıvı emme kapasitesinin arttırır. Bu sayede sıvı alt katmana hapsolur ve bebeğinizin cildine temas eden üst tabaka kuru kalır. Bebeğiniz tek bezle gece boyu deliksiz uyur, uyurken gelişir…
Doğum
Aylar süren heyecanlı bir bekleyişin ardından bebeğiniz kucağınızda. Peki bundan sonra neler olacak?
Nihayet hayatınızdaki bu en önemli olaylardan biri gerçekleşti. Aylar süren heyecanlı bir bekleyişin ardından bebeğiniz kucağınızda. Şimdi mutluluğun yanı sıra aklınızı kurcalayan ve cevaplanması gereken birkaç önemli soru var.
Akıntım ne zaman bitecek?
Bu süreç kişiye göre değişir. Genelde 4 – 8 hafta kadar devam eder. Doğumla ve plasentanın çözülmesi ile başlar ve kadından kadına göre farklılık gösterir. Doğumun ardındaki ilk günlerde açık kırmızı renkte ve oldukça yoğundur. Sonraki günlerde önce pembe ardından da kahverengi olur. Sonlara doğru sarı – beyaz veya renksiz olur ve iyice azalır. Bu zaman içerisinde tampon kullanılmaması önerilir. Doğum sonrası rahim yavaş yavaş toparlandığı için normal ped kullanılması daha isabetli olur. Akıntıda aşırı koku gibi herhangi bir şey sizi rahatsız ediyorsa mutlaka doktorunuza danışın çünkü bu enfeksiyon belirtisi olabilir.
Eski kiloma/formuma ne zaman kavuşurum?
Şöyle derler: Karın 9 ay büyür, 9 ayda da ortadan kaybolur. Bu böyle midir değimlidir bir kenara, kesin bir şey var ki aniden eski hatlarınıza kavuşmanız mümkün değil. Kilo vermek normalde de çok kolay değildir. Bu biraz kişiye özeldir, ayrıca beslenme ve yaşama tarzınızla da ilgilidir. Fakat ortalama olarak 3 – 6 ay içerisinde eski kotlarınıza sığmanız mümkün.
Doğum sonrası diyet yapılabilir mi?
Yapmasanız daha iyi olur. Özellikle de emzirdiğiniz sürece. Bu dönemde sağlıklı ve yeterli beslenmeniz çok önemli. Tüm yedikleriniz sütle bebeğe de geçiyor. Ayrıca emzirme döneminde bol bol enerjiye ihtiyacınız var. Diyet yapmanız bünyenizin zayıf düşmesine neden olur.
Rahmin eski haline dönmesi ne kadar sürer?
Rahim doğum sonrası daha ilk günlerde tekrarlanan kasılmalarla eski ebatlarına dönmeye başlar, yani küçük bir armut büyüklüğüne. Bu kasılmalar özellikle emzirme sırasında hissedilir çünkü süt verirken hormonların oluşumunu hızlanır. Ayrıca arada sırada sırtüstü yatmak ve göbek deliği altındaki bölgeye hafif masaj yapmak da rahmin toparlanması süreci olumlu etkiler.
Egzersiz yapmaya ne zaman başlayabilirim?
Uzman doktorunuzun tavsiye edeceği egzersizlere doğumdan sonraki ilk günlerde başlayabilirsiniz. Bunlar zayıflayan kaslarınızı toparlamaya yarayacaktır. Günde bir defa uzun uzun ve yoğun bir şekilde yapmaktansa egzersizleri günde birkaç defa azar azar, fırsat buldukça yapabilirsiniz. Tabi normal doğum yerine sezaryen olduysanız en az 5 gün geçmesini beklemeniz gerekir. Veya doğum sırasında herhangi bir müdahale yapıldıysa egzersizlere başlama sürecinizi mutlaka doktorunuza danışmalısınız.
Ne zaman eskisi gibi banyo alabilirim?
Akıntı bitince eskisi gibi banyo yapabilir fakat o zamana kadar sadece duş alın çünkü rahim tam olarak toparlanıp kapanmadan enfeksiyonlara karşı savunmasızdır. Uzun uzun bir banyo veya küvet keyfi sırasında bakteriler enfeksiyona neden olabilir bu da sizin ve emzirdiğiniz bebeğiniz için sakıncalı ve tehlikelidir.
Eşimle normal seks hayatımıza ne zaman dönebiliriz?
Aslında siz ve eşiniz buna ne zaman hazır hissederseniz o zaman. Fakat doğum sırasında cerrahi müdahale yapıldıysa belki önce iyice iyileşmeyi beklemeniz sizin de rahat hissetmeniz açısından iyi olur. Ayrıca akıntı da enfeksiyonlara neden olabilir. Prezervatif kullanmak bir çözüm olabilir.
Hamilelikten korunmalı mıyız?
Mutlaka. Emzirmek sizi hamile kalmaktan korumuyor. Aslında hassas bir konu çünkü emzirdiğiniz için hap almanız önerilmiyor. Spiral taktırmanız için de rahim toparlandıktan sonraki ancak ilk adet döneminizi beklemelisiniz ki bu da en az 8 haftalık bir süreç demek. Günleri hesaplayarak korunmanız da mümkün değil çünkü adetleriniz de bir süre düzensiz olabilir. Bu konuyu çözmenin en akıllıca yolu doktorunuza danışmaktır.
İçki içebilir miyim?
Emzirdiğiniz sürece alkol almamanız tavsiye ediliyor çünkü süte karışır. Fakat bir kutlama veya benzer güzel bir olay söz konusuysa ufak bir kadeh beyaz şarap / şampanya veya bira içmenizde sakınca yok. Hatta bunlar süt yapımını arttırır. Fakat süt yapıyor diye sakın minik bir kadehten fazlasını içmeyin.
Ağır kaldırabilir miyim?
Doğumdan sonraki özellikle ilk günlerde ağır kaldırmayın. Vücudunuz zaten zayıf düşmüş durumda, kaslarınız da henüz toparlanmamış. Çok fazla ve aşırı hareketlerden de kaçının. Özellikle sezaryen olduysanız 5 gün kadar iyice istirahat edin. Genel olarak doğumdan sonra fırsat buldukça dinlenmeniz çok önemli. Bebeği kucağınıza alırken de ani hareketlerden kaçının.
Parfüm veya kokulu vücut losyonları kullanabilir miyim? Kullanmasanız çok daha iyi çünkü bebeğinizin görme yeteneği henüz zayıf olduğu için sizi kokunuzdan tanıyor. Onun çok iyi tanıdığı ve sevdiği bu kokuyu değiştirerek onu “zor” durumda bırakmayın. Sabrederek bu tür zevklerinizi biraz erteleyin.
Yorgunluk ve uykusuzlukla nasıl baş edebilirim?Yeni doğan bir bebek sahibi anneyi oldukça yorucu bir dönem bekliyor. Bunun başlıca nedeni ise geceler dahil olmak üzere 2 saatte bir tekrarlanan emzirmeler. Bu tahmin edildiğinden daha yıpratıcı çünkü anne başka hiç bir şey için rahat zaman bulamıyor, kısacık bir duş için bile çünkü sürekli “ya bebek uyanırsa” diye endişeleniyor. Uykusuzluk ve yorgunluk anneyi yıpratıyor, çoğu zaman sinirli ve sabırsız yapıyor. Bırakın başkaları size yardım etsin. Zaman zaman bebeği eşinize, annenize veya size yardım edebilecek kim varsa ona bırakın ve biraz nefes alın. Hatta yakınınızdaki kuaföre bile gidin. Çok sıradan görünen bu tür faaliyetler sizin için güzel bir değişiklik ve bir nefes alma fırsatı olur. Aslı şunu unutmayın: Her şeyi eksiksiz yapmak zorunda değilsiniz. Aynı anda hem bebeğe bakıp hem yemeği pişirip hem de ev işlerinin üstesinden gelemezsiniz. Zaten kimse sizden tüm bunları beklemiyor. Herkesten biraz daha fazla anlayış ve yardım almak en doğal hakkınız.
İşime ne zaman dönmeliyim?
Doğum iznine çıkmadan önce iş yerinizde mutlaka bunları danışıp yasal haklarınızı öğrenin. Doğumdan sonra mutlaka eski işinize dönmeyi düşünüyorsanız bunun kesin tarihini işvereninizle, birlikte çalıştığınız müdürler ve ekibiniz veya elemanlarınızla konuşun. Böylece tüm bunları annelik izninizde dert etmezsiniz. Daha sonra bebeğinizi bir bakıcıya bırakmayı düşünüyorsanız bu olayı son güne ertelemeyin. Bakıcınızı gözlemleyebilmek için ve bebekle ikisinin birbirlerine alışması için işe başlamadan 1 hafta veya birkaç gün önce bebeğe bakıcı ile birlikte bakın. Böylece siz de daha sonra rahat rahat işinize geri dönüp çalışabilirsiniz.
Doğum sonrası ne gibi formaliteler var?
Bebeğinize nüfuz cüzdanı çıkartmalısınız. Ayrıca doktorunuzun size bildireceği ve yapılması gereken bazı rutin aşı ve kontroller var.
Bebek Sağlığı
Bebeklerin özellikle ilk haftalarda uzayan ve keskin olan tırnaklarına dikkat edilmesi gerekir. İlk haftalarda hızla uzayan tırnaklar, önlem alınmazsa bebek kendi yüzünü ve vücudunu tırnaklarıyla çizebilir ve zarar verebilir. Bu dönemlerde tırnakları uzadıkça kesmek ve bebeğinize eldiven giydirmek en uygun önlem olacaktır.
Bebeğinizin tırnaklarını keserken nelere dikkat etmelisiniz.
Tırnakların çabuk uzamaması için çok kısa kesmek sakıncalıdır. Çok kısa kesilen tırnaklar diplerinde enfeksiyona veya kanamaya sebeb olabilir.
Bebeğinizin tırnaklarını çocuklar için üretilen küçük çıt çıt makaslarla kesebilirsiniz, eğer normal tırnak makası kullanmak istiyorsanız mümkünse uçları sivri olmayanları tercih ediniz.
Tırnakların kesilmesi işlemini genellikle bebeğin banyosundan sonra yapabilirsiniz, hem bebeğiniz banyo sonrası rahatlamış ve sakinleşmiş olur, hemde bebeğinizin yumuşayan tırnaklar daha rahat kesilecektir.
Bebğinizin tırnaklarını uyuduğu zamanlardada kesebilirsiniz.
Genellikle 1 yaşını geçen çocuklar tırnaklarını kestirmek istemeyeceklerdir, tırnaklarını vücutlarının bir parçası olarak göreceklerdir. Tırnak kesme işlemini özellikle uyurken yapmanız sizi bu sorunlardan kurtaracaktır.
Tırnak kesme işlemini iki güne
Hamilelik
Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Remzi Aydın , “Hamilelik Döneminde Güneşin Yararlı ve Zararlı Etkileri” hakkında bilgi verdi.
Sıcak ve nemli günler, hamileliğin özellikle son aylarında anne adayına sıkıntılı günler yaşatsa da yapılan araştırmalar, güneş ışığının hamile kadınlar için çok yararlı olduğunu gösteriyor.
HAMİLELİKTE GÜNEŞ IŞIĞI FAYDALI MIDIR?
Güneş ışığı içerdiği ultraviyole ışınları sayesinde cilt altı yağ dokusunda aktif D vitamini oluşmasını sağlar. D vitamini esas olarak bağırsaklardan kalsiyum emilimini arttırarak, hamilelikte artan kalsiyum ihtiyacının karşılanmasını sağlar. Bu sayede bebek için gereken kalsiyum, anne adayının kemiklerindeki depolar yerine, yiyeceklerden karşılanmış olur. Bu da annenin, ileri yaşlarda kemik erimesi riskini azaltan bir faktördür.
GEBELİK DÖNEMİNDE GÜNEŞLENMEK, BEBEKTE ŞEKER HASTALIĞINI ENGELLER Mİ?
Kalsiyum eksikliğini önlemeyerek ‘Autoimmun’ denilen, bağışıklık sistemi hastalıklarının da (Çocukluk dönemi şeker hastalığı, tiroid yetmezliği gibi) engellendiği öne sürülmüştür. Her ne kadar teorik olarak doğru olabileceği düşünülse de, ileriye dönük çalışmalar ile gerçekliği kanıtlanmış değildir.
“GÜNEŞLENMEK” HAMİLELİK DÖNEMİNDE NE KADAR GÜVENLİDİR?
Son yıllarda güneş ışığının cilt kanserine yol açma riskini gösteren bilimsel araştırmalar ile birlikte ‘bronz ten’ artık sağlık ve güzellik göstergesi olmaktan çıkmıştır. Üstelik hamilelikte, hormonların etkisi ile güneş lekelerinin arttığı, gebeliğin son aylarında alın, burun ve elmacık kemiklerinin üstünde ortaya çıkan kırmızılığın (yani gebelik maskesi) belirginleştiği bilinmektedir.
Gebelik dönemlerinde güneşlenmenin bir diğer sakıncası da anne adayının su kaybına duyarlılığının artmasıdır. Yazın aşırı sıcaklar ve güneş, bol miktarda sıvı kaybına, bu durumun da ‘güneş çarpması’ denilen hastalığa yol açması ihtimali daha sıktır. Fazla sıvı kaybı, bebeğe giden kan miktarını azaltmaya yol açması nedeniyle oldukça önemlidir. Bu nedenle hamilelerin, bu günlerde sıvı alımını normalin en az iki katına çıkarması gerekmektedir.
GÜNEŞLENMENİN SAKINCALARI VARSA, D VİTAMİNİ İHTİYACI NEREDEN KARŞILANMALIDIR?
Eğer mevsimlerden kışsa veya ev dışına hiç çıkılmıyorsa, kalsiyum tabletleri ile beraber az bir miktar D vitamini takviyesi uygundur. Yoksa günde 2 defa 15 dakikalık yüz ve kolların açıkta olduğu şekilde güneş banyosu yapmak yeterlidir.
GÜNEŞTEN KORUNMAK İÇİN KULLANILAN KREMLER, HAMİLELİKTE ZARARLI MIDIR?
Bu tür kremlerde kullanılan kimyasalların hepsinin, gebelerde kullanım için güvenli olduğu kanıtlanmış değildir. Bunun için prensip olarak, mümkün olduğunca güneş koruyucu kremler kullanmaktan (özellikle ilk 3 ay) kaçınmak gereklidir. Fakat her şeye rağmen, eğer güneş altında uzun süre kalınması gerekli ise, yüksek koruma faktörlü kremleri kullanmak hiç kullanmamaktan daha iyidir.
Bebek Bakımı
Yeni Doğan Bebeğin İlk Bakımı Doğum yapan annenin bakımı yapılırken diğer taraftan da bebekle ilgilenilir. İlk önce göbek düğümlenir. 1-2 cm. üzerinden, steril bir makasla kesilir ve bağlanır. Şayet kirli bir makasla bu işlem yapılırsa, bebek tetanoz olabilir. Birkaç gün alkolle temizlenip, üzerine gazlı bez konur. Göze %1′lik nitratdarjan solüsyonu damlatılır.
Bebek ölçülüp, tartıldıktan sonra yıkanır, kurulandıktan sonra da göğsüne kimliği yazılı plâka veya flaster yapıştırılır. Yeni doğan bebeğin ilk muayenesi, annenin yanında olmalıdır ve aileye ait bütün tıbbî bilgiler hekime verilmelidir. Yeni doğmuş bebek, ilk günlerde, sulu gıdaları az
alır. Buna karşılık ter, kaka ve idrarla bol su kaybeder. Bu nedenle, doğum kilosunun onda birini kaybeder. Daha fazla su kaybederse, vücut ısısı artar, buna “susuzluk ateşi” denir. Az şekerli su verilirse derhal normala gelir.
Bebek Bakımı
“ABD’de yapılan bir çalışmada telefonla yardım için bildirilen 86 zehirlenme olayı üzerine bir çalışma yapılmış. Kazaya uğrayan çocuğa ürün, çevre ve iş açısından değerlendirme yapılmış. Kurmanların hepsi 5 yaşın altında bulunmuş ve şu ipuçlarına ulaşılmıştır:
1. Vakaların % 79’unda anne-baba ve çocuk ayrı odalardayken kaza oluşmuştur,
2. Vakaların % 93’ünde kaza çocuğun kendi evinde meydana gelmiştir,
3. Vakaların % 89’unda çocuklar yakından ilgilenilmeye gerek duyulmayan TV izleme gibi bir etkinlik içindedirler,
4. Vakaların % 36’sında çocuk anne-baba farkına varmadan oda değiştirmiştir,
5. Vakaların % 87’sinde anne-baba rutin bir işle uğraşmaktadır,
6. Vakaların % 59’unda zehirlenmeye yol açan madde kullanılmakta veya açıkta bırakılmış durumdadır. Vakaların % 28’inde normal yerindedir.
7. Vakaların % 31’inde çocuğun maddeyi ulaşmasını engelleyen bir engel yoktur. %36’sında tek engel masa veya tezgah yüksekliğidir. Vakaların % 57’sinde madde güvenli kapaklı kapların içindedir. “
İnsanların genel vücut hacmi, doğumdan erken yetişkin dönemine kadar geçen süre boyunca çeşitli değişikliklere uğrar. Dolayısıyla bu büyümenin değerlendirilmesinde kullanılan başlıca ölçekler vardır:
1. Vücut boyutları:
a) Vücut ağırlıkları ve ağırlık artış hızı,
b) Boy uzunluğu ve boy uzama hızı,
c) Baş çevresi ve baş çevresinde artma hızı,
d) Vücut bölümlerinin birbirlerine oranları,
2. Kuvvet,
3. Beceri,
4. Diğer fiziksel ve psikolojik değişkenler.
Ortalama olarak insanlar 3.5 kg civarında ve 50 cm. kadar doğarlar. Gövde bu uzunluğun % 70’ni oluşturmaktadır. Bunu izleyen 20-10’luk sırada boy 3-4 kat artarken, ağırlık ortalama 20 katına kadar çıkar.
Büyüme, gelişme sırasınca belirli bir sıra izlenir. Örn: Vücut kısımlarının büyümesinde başlangıçta en hızlı büyüyen bölüm baştır. İlk 6 aydan sonra göğüs çevresi hızla artar 9 ile 12 aydan sonra ekstremite uzama hızı ön plana geçer. Ergenlik döneminde ise büyüme hızı daha çok ayak ve bacak uzunluğunda artış şeklinde gözlenir.
Bunu kalçaların enine büyümesi ve daha sonra göğsün ön-arka çapının artması, omuzların genişlemesi ve gövde uzunluklarının artması şeklinde izler. Boyutlarda ve fizyolojik fonksiyonlardaki değişim konsturla bağlantılı birçok güçlükle de ortaya çıkar. Yiyeceklerinden, kullandığı araçlara kadar, birçok araç-gereç konstur açısından önem kazanır. Bütün bu uyumu kolaylaştıracak tasarımlar yapabilmek için standart bir erkek veya kız çocuğunda bulunmamaktadır.
Erkek çocuklar genel olarak 2 yaşa kadar daha hızlı büyürler. Daha sonra artarak 14 yaş civarında en yüksek düzeye ulaşır ve sonra tekrar yavaşlar. Son boyun uzunluğuna 20’li yılların başlangıç ve ortalarında ulaşılmış olur. Dolayısıyla bazı erkek çocuklarda 14-15 yaş görüntüsü büyümelerini tamamlamış görüntülerine yakın iken, bir diğer grupta ise güçlü bir büyüme fazına başlangıç bu yaşlardan itibaren olmaktadır.
Kız çocuklarında puberte büyüme sıçraması 9 yaş civarında başlar. 12 yaş civarında en hızlı evreye ulaşır. Tam erişkin dönem 16 yaş civarında tamamlanır. 10 ve 12 yaşlarda aynı yaştaki erkek çocuğundan daha uzundur. Bu değişiklikler ülke, coğrafya, sosyal ve kültürel özelliklere göre de önemli farklılıklar göstermektedir.
Bugün batı dünyasında birçok ülkelerin çocukları daha iyi beslenmekte, daha iyi hijyen koşullarında büyümekte, hastalıklardan daha iyi korunmakta, daha iyi tıbbi yardım görmekte, daha iyi eğitim görmüş anne-babalar tarafından yetiştirilmekte ve yıllar öncesinin çocuğuna rağmen çok daha uygun bir fizik ortamında yetişmekte. Büyüme ve gelişim potansiyellerini geliştirme olanağı bulmaktadırlar.
Ülkemiz çocukları yaşa göre büyüme eğrileri 13-14 yaşlarına kadar batı Avrupa ve Amerika Birleşik Devletlerinde beyaz ve çocukları için verilmiş eğrilere hemen hemen eşittir.
Bütün bunlardan kaynaklanan sonuç olarak tasarımlar kız ve erkek çocuk boyutlarının değişimlerindeki farklılıklar göz önüne alınarak yerine getirilmelidir. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki birçok çocuk kazalarından ergonomik yetersizliklerin önemli bir rolü vardır. Ancak çoğu çocuk kazası bu açıdan ciddi bir değerlendirmeye alınmamakta, ayrıntılı bir kaza analizi yapılmamaktadır. Günümüzde bu tip kaza analizleri önemli ergonomik çalışmalar arasındadır.
Tüketici güvenlik kurulu 5 yaş altındaki çocukların % 85’inin kapağı 5 dk. açamaması gerektiğini yine de %80’inde ise uygun açma tekniğinin gösterilmesine rağmen 10 dk. içerisinde kapağı açamaması gerektiği koyu olarak belirlenmektedir.
Hiçbir güvenlik önlemi anne-baba dikkatini tam olarak alamasa da düşme, çarpma, takılma, sıkışma kazalarında ergonomik yetersizlikler büyük önem kazanmaktadır. Oyun çocuk kişiliğinin gelişmesinde önemlidir. Çocuğun çevreye olan uyumu oyunla gerçekleşir. Oyunun yerleri çeşitli şekillerde biçimlenebilir ve değişiklikler olmalıdır. Bu yerler çocuğun gereksinimlerine göre ayarlanmalıdır.
TSE’nin oyuncak güvenliği açısından koyduğu standartlar vardır:
1. Tutuşma ve parlama,
2. Kimya ile ilgili faaliyetler için deney testleri,
3. Deney testlerinin dışındaki kimyasal oyuncaklar,
4. Yaş uyarı etiketlenmesi için grafiksel semboller.
Oyun alanları trafik emniyetli, dumansız, yeteri kadar güneşli, su seviyesinin yüksek olmadığı alanlar yapılmalıdır. Yerleşim yerlerindeki oyun alanları konut ve diğer mahallelerle bağlantılı olmalı, çevreye göre değil, ulaşım sistemine göre planlanmalıdır. Cadde, taşıt, park yeri, tren yolu, devlet su kanalları gibi tehlikeli bölgelerin yakınında oyun yerlerinin çevresi en az 1 metre yükseklikte çit duvarla örtülmelidir.
KREŞLER:
Okul öncesi ve okul yaşındaki çocukların sürekli gittiği Pedogolojik tesislerdir. Bölümler yaş gruplarına göre düzenlenir. Kreşlerin bulundukları yerler. Konutlara yakın ve trafikten uzak olmalıdır.
Kreşlerde her bir çocuk için 2-3 m2 alan tasarlanmalıdır. Emme, emekleme çağında ve yürümeye başlayan çocuklara özel alanlar tasarlanmalıdır. Kundaklama masası, emekleme kasası, dolaplar, oyuncak rafları, çocuk masaları, çocuk sandalyeleri için alanlar ayrılmalı, bunlar çocuğun büyüme ve gelişme devrine göre çocukları kısıtlamayacak ve gelişmelerini olumsuz etkilemeyecek şekilde tasarlanmalıdır. Ana okullarında her bir çocuk için yaklaşık 1.5-3 m2 alan gereklidir. Her bir oda da 11 çocuk için planlanmalıdır. Dolaplar oyuncak rafları, çocuk masaları-sandalyeler, yazı tahtası ayrıca alana konmalıdır.
Ev bir barınaktan çok çocukların güvenli olarak yetiştirilebileceği bir yer olmalıdır. Buralarda aile yaşamlarını sürdürürler ve beraber büyürler. Aile içi bağlı oluşum da kuvvetlenir. Sosyalleşme, kültürel ve zihinsel uyarılma da evlerde olmaktadır. Evde ergonomik yetersizlikler aile bireylerinin sağlığını yakından ilgilendirir. Ev düzeni ile ilgili çalışmalar, ev yerleşim ve kullanımında ülkeler arasında farklılıklar olmakla birlikte, temel esaslar da geniş bir yaklaşım birliği oluşturduğu görülmektedir. Bunların çoğu çağlar boyu deneme-yanılma yöntemleriyle varılmış pratik sonuçlardır.
EV GÜVENLİĞİ:
Günümüzde evlerde yüksek kaza potansiyeline sahip birçok araç ve gereç konumu bulunmaktadır. Evlerde kimyasallar, cilalar, deterjanlar ve ilaçlar bulunmakta, bunlar hatalı kullanım halinde önemli tehlikeler yaratabilmektedir. Evde kaza nedeniyle ölümlerin başlıca nedenleri: Düşme, zehirlenme, yangın ve boğulmadır. 5 yaşın altındaki çocuklar ve 65 yaşın üzerindeki yaşlılar en çok etkilenenlerdir. Evde bulunan araçların hatalı tasarımları ve hatalı kullanımları da tehlikeli olabilir.
Ev kazalarında en çok etkili olan araçlar:
1. Dönen motorlu araçlar,
2. Isıtıcılar,
3. Kurutucular,
4. Çim kesme araçları,
5. Ocaklar,
6. Cam kapılar,
7. Elektrikli araç – tabloları,
8. Printer uzatmalar,
9. Pilot lambalar ve otomatik yakma sistemleri.
Ev kazaları açısından en tehlikeli yerlerden bir tanesi de merdivenlerdir. 1995 yılında İngiltere’de yapılan çalışmalarda 2.5 milyon yaralanma ve 4 bin ölümün ev kazaları nedeniyle oluştuğu belirtilmektedir. Bu yaralanmaların 230 bin ve ölümlerin 497’i merdivenden düşme sonucu meydana gelmiştir. Evlerde özellikle mutfak ve banyo önemli iki mekandır. Çünkü tüm ev halkı tarafından kullanılır. Ayrıca, kazaların riski bu iki mekanda çok yüksektir. Mutfaklarda ocak yakınlarında ısıya dayanıklı tezgah kullanımı, çalışma alanında gölge düşürmeyecek şekilde aydınlatma sistemleri, fırınlar, duvara monte edilmişse mutfak tezgahıyla aynı seviyede olması sağlanmalıdır.
Banyoda yerde kaymayan malzeme kullanılmalı. Yer döşemelerinde büyük siyah ve beyaz fayanslardan kaçınılmalıdır. Çünkü bu tip yer döşemesi derinlik algısı bozulmuş kişilerde problem yaratabilir.
Çocuklar Açısından Evde Tehlike Yaratabilecek Bölgelerle İlgili Denetim Listesi:
1. Ocağın yeri: Ocağın kapının yakınında ya da pencere yakınında olmaması gerekir.
2. Kapılar: Mutfak kapısının trafiği en aza indirecek biçimde yerleşmiş olması gerekir. Bütün kapı ve dolap kapakları çarpmaları önleyebilecek şekilde yapılmalıdır.
3. Oyun alanı: Çocukların oyun alanları mutfaktan görülebilecek biçimde düzenlenmelidir.
4. Döşeme yüzeyi: Döşeme yüzeyinin ıslak koşullarda kaymayacak biçimde olması sağlanmalıdır.
5. Elektrik donanımı: Düğme ve pirizler güvenlik kurallarına uygun olmalıdır.
6. Yakıt depolama ve çöp tenekesi: Yakıt bidonları ve çöp tenekeleri örtülü ve iyice kapatılmış olmalıdır.
7. Atölye: Atölyeler ve bahçe barakalarının kapılarının kilitlenebilir özellikte olması gerekir.
8. Çocuk oyun alanları: Çocukların güvenli olarak bırakılabilecekleri, çevrelenmiş oyun alanları bulunmalıdır.
9. Su: Su tanklarının ve fıçıların ağızları sıkı ve güvenli olarak kapatılabilmelidir.
10. Ecza dolabı: Ecza dolapları çocukların ulaşamayacağı yükseklikte ve kilitli olmalıdır.
11. Dolaşım:
a) Trabzanlar: Merdivenlerin en azından bir tarafında sürekli trabzan bulunmalıdır. Parmaklıklar arasında 90 mm’den geniş aralıklar engellenmelidir.
b) Tek basamaklar: Tek basamaklar engellenmelidir. Eğer kaçınılmazsa renk farkıyla fark edilmesi sağlanmalıdır.
c) Eşikler: İç kapıların eşikleri takılmayı önleyecek yükseklikte olmalıdır.
d) Döner veya iki yöne açılan kapılar: Döner kapılarda parmakların sıkışmasını engelleyecek şekilde yapılmalıdır. İki yöne açılan kapılar ise karşı yönden gelen kişinin görülmesini sağlayacak şekilde tasarlanmalıdır.
e) Camlı kapılar: Bütünüyle camlı kapılar veya paneller buzlu cam veya koruma kuşakları ile görünür hale getirmelidir. Kullanılan cam aynı zamanda çarpmalara dayanıklı olmalıdır.
f) Açık merdiven boşluğu: Bu tür mimari yaklaşımlardan kaçınılmalıdır. Eğer mümkün değil ise tırmanmayı engelleyecek şekilde korkuluklar konmalıdır.
12. Balkonlar: Balkon parmaklıkları tırmanmaya engel ve yeterli sağlamlıkta ve kalın olmalıdır. Direklerin arası çocukları ayak ya da başlarının sıkışmasına imkan verecek genişlikte olmamalıdır.
13. Çit ve kapılar: Çit ve kapılar küçük çocukların açmasını ve tırmanmasını önleyecek şekilde yapılmalıdır. Çok alçak çitlerin kolayca görülebilecek biçimde tasarlanması gerekir.
14. Zemin: Döşemelerin kaygan olmayan özellikte olmasına özen gösterilmelidir.
Amerikan Hastanesi
Uzm. Dr. Önder Çerezci
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Klinik Şefi